Zenginlik ve Fakirliğe İslami Bakış

Zenginlik ve Fakirlik birbirinin zıddı terimlerdir. Aslında İslam dinini tam yaşayan toplumlarda yoksulluk diye bir kavram bulunması olanaksızdır. Çünkü yüce dinimiz İslam, zenginlerin sürekli fakirlere yardım etmesini, onları kalkındırmasını, zekat ve fitre ile desteklenmesini tavsiye etmektedir. Bu bağlamda resmi dininin İslam olduğunu iddia eden ülkelerin ve toplumların şapkayı önüne alıp düşünme vaktinin çoktan geldiğini söylemeden edemeyeceğim. Ekonomistlerin en önemli gündem maddesi yoksullar için ne yapılabilir? Onlar nasıl ihya edilir? gibi düşünce ve fikirler olmalıdır. Sözde İslam dinini yaşadığımız güzel ülkemizin geldiği duruma bir bakarsak, durum gerçekten vahim ve içler acısıdır.

Çünkü zengin gittikçe zenginleşmekte, fakir ise gittikçe fakirleşmektedir. Fakirin, fukaranın tüm kaderi üç beş zincir markete, komisyonculara, simsarlara, aracılara terk edilmiş durumdadır. Temel gıda maddelerinin etiketleri günlük olarak değişmekte, zamlar yağmur gibi yağmaktadır. Güya emeklinin, memurun, işçinin maaşlarına enflasyon oranında zam yapılmıştır. Lakin gece yarısı tüketim malları başta olmak üzere, bir dolu gibi bastıran zamlarla zaten verildiği iddia edilen zamlar geri alınmıştır. Tarlada 80 kuruşa kimsenin yüzüne bakmadığı elma, marketlerde 10, 15, hatta 25 liradan satışa sunulmaktadır. Bu işin kaymağını yiyenlere göz göre göre neden ses çıkarılmamaktadır.

Zenginlik ve Fakirlik Konusuna Acilen El Atılmalıdır

Zenginlik ve Fakirlik olayına mukadderat açısından bakanların çoğunluğu bu durumu benimsemiştir. Gayri meşru yollardan zengin olmuş, paraya para demeyen hokkabazlar, sosyal medyada “Yazılanı Yaşamaya Devam” sloganıyla boy boy resimler paylaşmaktadır. Fakirlerin çoğunluğu ise bu durumu kanıksamış, madem dünyam iyi olmadı, bari ahiret için çalışayım diyerek kendisini ibadete ve taate vermiştir. Çok güzel ve ulvi bir yöneliştir. Çünkü cennet ehlinin çoğunluğunun fakirlerden oluşacağına dair bir çok ayet ve hadis vardır. Fakat bu demek değildir ki, fakire yardım etmeyelim. Salt müslümanların zekat vermesiyle bu işin çözülmesini beklemek aymazlıktır.

Devlet ve hükümet eliyle bir takım tedbirler alınmalı, tıpkı beğenmediğimiz Avrupa ülkeleri gibi sosyal adalet derhal devreye sokulmalıdır. Bakınız ben Fransa’ya gittim, orada sıkı para politikası var. Devlet parayı kontrol altında tutuyor, fakirden alıp zengine veriyor, insanların dengeli ve eşit şekilde yaşamasını sağlıyor. Peki orada markete, bakkala zam gelmiyor mu? diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet geliyor ama, seneden seneye, o da kuruş kuruş zam geliyor. Bizdeki gibi sabah zam, akşam zam olsa, millet sokaklara dökülür, ne cam bırakır ne çerçeve.

Zenginlik ve Fakirlik İslami Açıdan Süratle İrdelenmelidir

Zenginlik ve fakirlik, İslami yaklaşım, hedefleri tanımlamasının yanı sıra bu hedefler için çalışma şeklini sağlaması bakımından benzersizdir. Örneğin Kuran, zenginliğin sadece toplumun zenginleri arasında dolaşmaması gerektiğini çok açık bir şekilde belirtir. Bu ifadeyi daha sonra yalnızca bireyleri ikna etmekle değil, servet ve varlıkların daha geniş dağılımını sağlayan somut eylemler takip eder. Zekât , uşr ve nafakat dışında miras müessesesi de adaletin dağıtılmasında büyük rol oynar. Bu nedenle fakirliğin sona erdirilmesi için somut politik adımlar atılmalıdır.

Meclise gönderdiğimiz sayın vekillerimizin katır gibi tepişmek yerine, ortak bir akıl bulmaları son derece elzemdir. Ayrıca 25 bin lira maaş aldığı bilinen bazı milletvekillerinin televizyon ekranlarına çıkıpta, “Efendim Eti Gramla Alın, Sebzeyi Tane İle Alın” gibi akıl ve izandan noksan sözlerle milletle dalga geçmesini hiç kimse unutmaz ve gerektiğinde en sert cevabı sandıkta verir. Olur beyefendi, sen 25 bin lira maaş al, oradan bize ahkam kes! Oh ne güzel bir dünya. Sevsinler seni sayın vekilim.

Zenginlik ve fakirlik vizyonunun bir diğer önemli yönü, bir kişinin sosyal statüsüne ve ayrıcalıklarına hiçbir şekilde karar vermeyen sadece ekonomik bir devlet olmasıdır. Yoksulluk, toplumsal tabakalaşmanın temelini oluşturmaz. İslam’da, bir bireyin sosyal olarak tanınmasının kişinin servetiyle hiçbir ilgisi yoktur; daha çok, kişinin Allah’a karşı bilincinden (sorumluluk duygusundan) kaynaklanan ahlaki davranışıyla bağlantılıdır ve kişinin İslam’ın ilkelerini uygulamasıyla ve toplumun refahına yaptığı katkıyla kendini gösterir. İslami sohbet ekibi olarak bu gün sizlere zenginlik ve fakirlik hakkında nacizane görüşlerimizi belirtmeye çalıştım. Ben yazarınız EzeL; bir başka çarpıcı makalede görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalınız.

Şu Konuları Belki Okumak İstersiniz.

https://www.islami-sohbet.org/wp-content/uploads/2022/01/zenginlik-ve-fakirlik.jpghttps://www.islami-sohbet.org/wp-content/uploads/2022/01/zenginlik-ve-fakirlik.jpgEzeLİslami Konular
Zenginlik ve Fakirliğe İslami Bakış Zenginlik ve Fakirlik birbirinin zıddı terimlerdir. Aslında İslam dinini tam yaşayan toplumlarda yoksulluk diye bir kavram bulunması olanaksızdır. Çünkü yüce dinimiz İslam, zenginlerin sürekli fakirlere yardım etmesini, onları kalkındırmasını, zekat ve fitre ile desteklenmesini tavsiye etmektedir. Bu bağlamda resmi dininin İslam olduğunu iddia eden ülkelerin...